3/7/2008 - Mum Dikili Lalezar Kaplumbağaların O Kutsal Coğrafyası

Olanca kulluğumla selamladıktan sonra serin sularını boğazın, Çürümüş akasya yaprakları boyunca, Diri gül mevsimini müjdeleyen Polisi bol otobanların sırasınca İçerilerine koştum ey İstanbul’um. Titrek kalbimden süzülen aşk şerareleri, Yalayıp geçti nur yüzlümün yanaklarından rüzgar gibi, Senin yosun kokan meydanlarında. Ve hicrana garketti cılız kuzgunlarının kıyıya vuran pençeleri, Artık yepyerlin olan biz aciz miskini… Ansızın dumanlarla yanımda bitiverdi korkunç bir çingene Ki tiksintisi ve korkusudur tüm soylu asillerin, Şöyledir yavrusunun hüzünlü hikayesi; --- “Ve sen, Camların yansısında, Sanrı siyahı süzdüğüm kumral bebe, Azimle, inatla yapışmışın Dolmuşun paslı demirlerine. Ardında seni dilendiren ninen, Sağ yanbaşında esmer ağabeyin. Ak, pus yüklü geleceğe Uyumadan, Ve şaşır senden bahsedildiğini fısıldadığımda kulaklarına, Yazarken ilgiyle, garip garip nazar eylediğin mısralarımın. Ve ferahlat nefsini devinerek ninenin kucağında, Usul usul sallarken dolmuş beşik gibi Körpecik bedenini cam kenarlarında.” --- Uzaklarında ey İstanbul bir karanlık kuytu sokağının yanıbaşında, Bir yiğit şahanın yüreğini deldi puşttan şevkle fırlayan mermi, Umut dolu bir gelecek, kanla yerlere devrildi… Ah, amcam, abim, eniştem, dayım, Dağ gibi cüssesinin ardında, Nasıl da yufka yürekliydi. Ağla İstanbul soysuzlara yoldaşlığına, Ve sidik kokan iskelelerinin, Katmer duman tinere elverişli olmayışına… Gör çilekeş barınak balıkçıların bile sana küs, Esnaf kıtlama hayalkırıklığıyla Mistik mistik ilençlerini sunmada sana arastasında. Sen bir tek parklarında fişler kesen cadılarına, Bir de kan emicilerine kol kanat ger Akbaba misal fırdolayı süzülen masumlar üzerinde. Bilesin ki tavşan çoktan dağa küstü Ey vapur çığlıklarında sevdiğime Aşkımı haykırdığım lanetli şehir… Kan tükürme bizlere… Ey İstanbul Titre ve kendine gel
|
Yorum (0) ::
Yorum yaz!
:: Etiketler : İstanbul, Sitem, Çingene, Otopark, Lalezar
Yorum Gönder
|
0 yorum yazilmistir
|
Hakkımda
Evet, yazmak eyleminin cazibesine kapılarak, günden elimde ne kaldı ise yazı ile cisme bürümek istiyorum yaşadıklarımı....
Zira bir sır vereyim mi ( şu anda nicedir ziyaret edilmemiş sayfamda yazdıklarımın boşluktaki yankılarından gelen şu metalik tını öylesine cezbedici ki, sabaha kadar yazabilecek kudreti kendimde naçizane görmekteyim), sadece yazmak amacım, okunmak dahi değil...Olur da, birkaç dost yürek nazar eyler sözlerimize, ne ala....
Kategoriler
Etiket Bulutu
Saat Rahip Doğu Acı Keder Hüzün Ağı Matem Biçare Güneş Şems Sema Dost Kamer Damla Gözyaşı Hayalkırıklığı Ölüm Kum Saati Kum Çöl Sancı Yaşamak Acı Çekmek Hayal Kırıklığı Yıkım Atom Bombası Hiroşima Nagazaki Enola Gay Little Boy Katliam İstanbul Sitem Çingene Otopark Lalezar Seyfe Göl Kuraklık Göz Zelzele Melankoli Şövalye Beyoğlu Müzik Melodi Deprem
Arkadaşlarım
• erva • mehmet toprak • Blogcu Yardım • Nida N. Nalçacı • erguvanlar • ugurbozkurt
|